Sık Kullanılanlara Ekle
Anasayfam Yap
SORU VE CEVAPLARLA TORBA YASA PDF Yazdır E-posta
Cuma, 25 Mart 2011 02:32

soru 1:

2008 yılında tüm faaliyetlerimiz katma değer vergisinden istisna olan işlemlerden oluştuğu için vermiş olduğumuz beyannamelerde hesaplanan katma değer vergisi tutarı yer almamıştır. Bu durumda 2008 yılına ilişkin olarak katma değer vergisi artırımı hükümlerinden yararlanmamız mümkün müdür?

cevap 1:

6111 sayılı Kanunun 7’nci maddesi ikinci fıkrası (b) bendi uyarınca artırımda bulunulacak takvim yılı içindeki işlemlerinin tamamı istisnalar kapsamındaki teslim ve hizmetlerden oluşan ve bu nedenle hesaplanan katma değer vergisi bulunmayan mükelleflerin katma değer vergisi artırımında bulunması ilgili yıl gelir veya kurumlar vergisi matrahının artırılması şartına bağlıdır.

Buna göre 2008 yılına ilişkin kurumlar veya gelir vergisi matrahınızı 6111 sayılı Kanunda öngörüldüğü şekilde artırmanız ve artırılan matrahın % 18’i tutarındaki katma değer vergisini beyan etmeniz durumunda ilgili yıl için katma değer vergisi yönünden bir incelemeye ve tarhiyata muhatap olmaktan korunabilirsiniz.

soru 2:

Ortaklarımıza nakit olarak kullandırmış olduğumuz şirket kaynaklarını “131 Ortaklardan Alacaklar” hesabında izlemekteyiz. Söz konusu hesabı 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak kapatmayı düşünüyoruz. Ancak bu hesabı 689 nolu hesabı kullanarak kapattığımız takdirde dönem sonunda ciddi bir ticari zararla karşılaşacağız ve bu durum kredibilitemizi olumsuz olarak etkileyecek. Söz konusu hesabın düzeltilmesi için bir başka hesabı kullanmamız mümkün müdür?

cevap 2:

6111 sayılı Kanunun 11’inci maddesi ile mükelleflere vergi incelemelerinde sıklıkla eleştiri konusu yapılan ortaklardan alacaklar hesabını kapatma imkanı sağlanmaktadır. Söz konusu hesapta yer alan ve şirket kaynaklarından ortağa aktarılan tutarlar üzerinden faiz ve bu faiz tutarına ilişkin olarak katma değer vergisi hesaplanması ciddi bir yük getirmektedir.

Kanun hükümlerinden yararlanarak ortaklardan olan alacaklarını kapatmak isteyen mükelleflerin aktiflerinde bir azalma olacaktır. Zira bu durumda şüpheli alacaklarda olduğu gibi alacağın niteliği değişmemekte alacak tamamen ortadan kalkmaktadır. Bu hükümden yararlanan mükelleflerin bilanço denkliği gereğince pasiflerinin de azalması gerektiği tabiidir.

Ortaklardan olan alacaklarını kapatan kurumların öz kaynaklarının azaldığı açıktır. Ortada bir sermaye azaltımı olmadığına göre bu işlemin muhasebeleştirilmesinde en uygun yöntem “689- Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar” hesabıyla söz konusu alacağın giderleştirilmesidir. Bu giderin mali karın tespiti sırasında dikkate alınamayacağı ve beyanname üzerinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması gerektiği tabiidir.

Ortaklardan alacaklarını giderleştirerek kapatan mükelleflerin 2011 yılı beyannamelerinde ticari karlarının azalması veya zarar ortaya çıkması kaçınılmazdır. Bu mükelleflerin bilanço ve gelir tablosu dipnotlarında gerekli açıklamaları yaparak gerçek durumu ortaya koymaları mümkündür. Zaten mali karları da kanunen kabul edilmeyen giderlerin dikkate alınmasıyla bu etkiden arınmış olacaktır.

soru 3:

5811 sayılı Kanun kapsamında 300.000,00 TL tutarında matrah beyan etmiştik. 2006 ve 2007 yılları için kurumlar vergisi matrahı artırmamızın bize sağlayacağı bir avantaj olur mu?

CEVAp 3:

5811 sayılı Kanunun 3’üncü maddesi hükmü uyarınca mükelleflerin beyan ettikleri tutarlar 2008 yılından önceki dönemlere ilişkin olarak yapılacak vergi incelemeleri sonucunda bulunan matrah farklarından mahsup edilebilecektir. Görüldüğü üzere söz konusu Kanun kapsamında varlık beyan eden mükelleflere ilave bir tarhiyat veya vergi incelemesi ile muhatap olmama imkanı sağlanmamaktadır.

Buna göre 2006 ve 2007 yıllarına ilişkin olarak inceleme riskinden korunmak ve inceleme sonucunda bulunacak 300.000,00 TL’yi aşan matrah farkları üzerinden tarhiyata muhatap olmamak açısından 6111 sayılı Kanun ile getirilen matrah artırımından yararlanmanız mümkündür.

soru 4:

Tekstil üreticilerine fason olarak üretim yapmakta olan bir şirketiz. 2009 yılına ilişkin katma değer vergisi matrahımızı artırmak istiyoruz. 2009 yılında hizmet verdiğimiz üreticiler tarafından bize ödeme yapılırken % 50 oranında katma değer vergisi tevkifatı uygulandı. Bu durumda dikkate almamız gereken katma değer vergisi tutarı nasıl belirlenecektir.

cevap 4:

6111 sayılı Kanunun 7’inci maddesi ile katma değer vergisi artırımında beyannamelerde yer alan hesaplanan katma değer vergisi tutarlarının esas alınacağı belirtilmiştir.

Bilindiği üzere, yaptıkları teslim ve hizmetler kısmi tevkifat kapsamına alınmış mükellefler, işlem bedeli olarak teslim veya hizmet bedelini, vergi oranı olarak ise teslim veya hizmetin tabi olduğu oranın tevkifat kapsamı dışında kalan kısmını esas alarak hesaplanan katma değer vergisini beyan etmektedirler.

6111 sayılı Kanun ile benzer hükümler içeren 4811 sayılı Kanuna ilişkin “Vergi Barışı Kanunu İç Genelgesi Seri No: 2003/1”  ile katma değer vergisi tevkifatına tabi işlem yapan mükelleflerin katma değer vergisi artırımına ilişkin olarak,  aşağıdaki açıklama yapılmıştır:

“…"hesaplanan vergi" nin belirlenmesinde, alıcı tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilen katma değer vergisi dikkate alınmadan, satıcının beyan ettiği kısım esas alınacaktır.”

Yukarıda yapılan açıklamalara göre 2009 yılına ilişkin katma değer vergisi artırımı sırasında müşterileriniz tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilmiş olan katma değer vergisi tutarları dikkate alınmaksızın sizin tarafınızdan beyan edilen tutarlar dikkate alınmalıdır.

soru 5:

2007 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesi vermediğimiz için takdir komisyonu kararı esas alınarak adımıza vergi tarh edildi. Söz konusu tarhiyata ilişkin olarak vergi mahkemesinde açtığımız dava devam etmektedir. 6111 sayılı Kanun kapsamında 2007 yılı için kurumlar vergisi matrahı beyan etmemizin bu davaya etkisi olur mu?

cevap 5:

6111 sayılı Kanun kapsamında matrah artırımında bulunulduğu takdirde mükellef adına geçmiş dönemlerde yapılmış tarhiyatların düzeltilmesi söz konusu değildir. Matrah artıran mükellefler artırımda bulunduktan sonrası için vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmama imkanı elde etmektedirler.

Buna göre 6111 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce tarh edilen vergilerin matrah artırmanız dolayısıyla terkin edilmesi söz konusu değildir. Ancak henüz kesinleşmemiş olan bu vergiler için 6111 sayılı Kanunun 3’üncü maddesi hükmünden yararlanmanız mümkündür.

soru 6:

2007 yılına ilişkin olarak sahte fatura kullanmaktan dolayı 2008 yılında yürütülen vergi incelemesi sonucunda adımıza kurumlar vergisi ve katma değer vergisi tarh edildi. Söz konusu tarhiyatlar Danıştay tarafından da onaylanarak kesinleşti. Hakkımızda Vergi Usul Kanununun 359’uncu maddesi dolayısıyla açılan ceza davası ise devam etmektedir. Bu durumda bizim 2007 ve diğer yıllar için matrah beyanında bulunmamız mümkün müdür?

cevap 6:

6111 sayılı Kanunun 9’uncu maddesine göre sahte fatura kullanan mükelleflerin matrah artırımından yararlanmaları mümkündür. Söz konusu maddede yapılan düzenlemeyle sahte fatura düzenleyenler matrah artırımı hükümlerinden yararlanamazken kullananlar için herhangi bir sınırlama getirilmemiştir.

Buna göre gerek sahte fatura kullandığınız 2007 yılı gerekse de Kanun kapsamındaki diğer yıllar için matrah artırımı hükümlerinden yararlanmanız mümkündür.

soru 7:

2009 hesap döneminde 3.000.000,00 TL zarar beyan ettiğimiz için herhangi bir kurumlar vergisi ödemedik. Söz konusu yıla ilişkin olarak katma değer vergisi artırımında bulunmak istiyoruz. Bu durumda 2010 ve sonraki yıllara devreden 2009 yılı zararımızın tamamını dikkate alabilir miyiz?

cevap 7:

6111 sayılı Kanunun 6’ncı maddesi dokuzuncu fıkrası uyarınca mükelleflerin matrah beyanında bulundukları yıllara ilişkin zararların % 50’si 2010 ve izleyen yıllar karlarından mahsup edilemez. Ancak bu düzenleme ortak hükümlerin yer aldığı 9’uncu maddede değil kurumlar ve gelir vergisi matrah artırımının yer aldığı 6’ncı maddede yer almaktadır.

Buna göre, 2009 yılına ilişkin olarak kurumlar vergisi matrah artırımı (matrah beyanı) yoluna gitmeksizin katma değer vergisi beyanınızı artırdığınız takdirde 2010 - 2014 yılları arasında dikkate alabileceğiniz 2009 yılı zararı tutarında herhangi bir değişiklik olmayacaktır. 3.000.000,00 TL zararın tamamı söz konusu yılların kurum kazancından mahsup edilebilecektir.

soru 8:

2009 yılına ilişkin olarak beyan ettiğimiz 1.000.000,00 TL kurumlar vergisi matrahı üzerinden 200.000,00 TL kurumlar vergisini hesapladık. Ancak yıl içerisinde tevkif suretiyle ödediğimiz vergi tutarı 300.000,00 TL olduğu için mahsup sonrasında kurumlar vergisi ödemedik. İade hakkımız olan 100.000,00 TL vergiyi de henüz iade almadık. 2009 yılına ilişkin matrah artırmamız durumunda ödememiz gereken vergi tutarı nasıl hesaplanacaktır?

cevap 8:

6111 sayılı Kanunun 6’ncı maddesi hükmüne göre matrah artırımında bulunan mükelleflerin bu beyana ilişkin olarak ödemeleri gereken vergiden, tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergileri mahsup etmeleri mümkün değildir.

Buna göre 2009 yılı için belirlenmiş artırım oranı olan % 15 esas alınarak (1.000.000,00 x % 15 =) 150.000,00 TL tutarındaki matrahı Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın (Nisan 2011) sonuna kadar beyan etmeniz ve bu matrah üzerinden % 15 oranı esas alınarak hesaplanan (150.000,00 x % 15 =) 22.500,00 TL vergiyi ödemeniz gerekmektedir. İade alma hakkına sahip olduğunuz 100.000,00 TL’nin ise genel esaslara göre iade edileceği tabiidir.

soru 9:

Antalya’da otel işletmeciliği faaliyeti ile uğraşmaktayız otelimizin önündeki sahili kullanmamızdan dolayı ödememiz istenen ecrimisil tutarı yeniden yapılandırma kapsamında değerlendirilecek midir?

cevap 9:

2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75’inci maddesi ile 6183 sayılı Kanuna göre tahsili öngörülen ve vadesi 31/12/2010 tarihinden önce olduğu halde 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tahsil edilmemiş olan ecrimisiller 6111 sayılı Kanunun 2’nci maddesi hükümlerine göre yeniden yapılandırma kapsamındadır.

soru 10:

2009 yılına ilişkin olarak katma değer vergisi matrahımızı artırdığımızda 2009 yılında yurt dışından aldığımız danışmanlık hizmetine ilişkin olarak 2 no.lu katma değer vergisi beyannamesi ile sorumlu sıfatıyla beyan etmemiz gerektiği halde beyan etmemiş olduğumuz vergiler için bir tarhiyat söz konusu olabilir mi?

cevap 10:

2 no.lu katma değer vergisi beyannamesi ile sorumlu sıfatıyla beyan edilen vergiler 6111 sayılı Kanunun 7’nci maddesi kapsamına girmediğinden bu beyannameler ile beyan edilmiş katma değer vergisi tutarları artırılacak katma değer vergisinin hesabında dikkate alınmamaktadır.

Buna göre, matrah artırımı sırasında dikkate alınmayan bu ödemeler için vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacağı güvencesi verilmesi de söz konusu değildir. Bu nedenle almış olduğunuz yurt dışı danışmanlık hizmetine ilişkin olarak sorumlu sıfatıyla beyan etmediğiniz katma değer vergisi tutarları ilgili yıl için katma değer vergisi artırımı yoluna gitseniz dahi bir vergisel risk olarak kalmaya devam edecektir.

Sorumlu sıfatıyla ödemeniz gereken katma değer vergisi tutarları için 6111 sayılı Kanunun 5’inci maddesi hükümlerinden yararlanarak Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın (Nisan 2011) sonuna kadar pişmanlıkla beyanda bulunmamız mümkündür.

soru 11:

Toptan akaryakıt ticareti ile uğraşmamızdan dolayı yüksek tutarlarda hesaplanan katma değer vergisi beyan etmekteyiz. Ancak kar marjımızın düşük olmasına da bağlı olarak düşük tutarlarda katma değer vergisi ödemekteyiz. 2009 yılına ilişkin olarak katma değer vergisi beyan etmek istiyoruz. Bizim durumumuzdaki mükellefler için beyan edilecek vergi tutarının ödenecek katma değer vergisi tutarı esas alınarak hesaplanması mümkün olabilecek midir?

cevap 11:

6111 sayılı Kanunun 7’nci maddesinde katma değer vergisi artırımında hesaplanan katma değer vergisi tutarlarının esas alınacağı belirtilmiştir. Bu durumun istisnasıysa vermiş olduğu beyannamelerde çeşitli sebeplerle hesaplanan katma değer vergisi yer almayan veya yıl içinde üçten daha az dönem için beyanname vermiş olan mükellefler için getirilmiştir. Buna göre, söz konusu mükellefler katma değer vergisi artırımı için gelir veya kurumlar vergisi matrahlarını da artırmalıdırlar. Artırdıkları matrahlar üzerinden % 18 oranında hesaplanan katma değer vergisini beyan ederek 6111 sayılı Kanunun 7’nci maddesi hükmünden yararlanabilirler.

Yukarıda açıklanan yöntemler dışında bir yöntemle, örneğin ödenecek katma değer vergisi esas alınarak bir hesaplama yapılması ise mümkün değildir.

soru 12:

Bilançomuzda yer alan kasa fazlasını 6111 sayılı Kanunun 11’inci maddesi hükmünden yararlanarak düzeltmek istiyoruz. Düzeltme kayıtlarını hangi yıl itibariyle yapmamız gerekmektedir?

cevap 12:

6111 sayılı Kanunun 11’inci maddesi hükmüne göre işletmede mevcut olmayan kasa hesabı bakiyesini kapatmak isteyen mükelleflerin beyanda bulunulan tarihi esas alarak muhasebe kayıtlarını yapmaları gerekmektedir.

Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın (Mayıs 2011) sonuna kadar söz konusu beyanın yapılması gerektiği dikkate alındığında kayıtların 2011 yılı içerisinde yapılması gerektiği açıktır. Geçmiş dönemlere ilişkin olarak bir düzeltme işlemi yapılması söz konusu değildir.

soru 13:

2009 yılına ilişkin olarak kurumlar vergisi ve katma değer vergisi matrah artırımından yararlanmak istiyoruz. Ancak yaşadığımız sıkıntılardan ötürü beyan edeceğimiz vergileri kısa vadede ödememiz mümkün görünmüyor. Bu durumda da vergi inceleme riskinden korunur muyuz?

cevap 13:

6111 sayılı Kanunun matrah artırımına ilişkin hükümlerinin düzenlendiği maddelerinde artırılmak istenen matrahların ve vergilerin beyanı üzerinde durulmuştur. Matrah artırımına ilişkin ortak hükümlerin düzenlendiği 9’uncu maddede ise matrah ve vergi artırımı dolayısıyla ödenmesi gerektiği halde süresinde ödenmeyen vergilerin 6183 sayılı Kanunun 51’inci maddesine göre belirlenen oranın bir kat fazlası oranında uygulanacak gecikme zammıyla birlikte takip ve tahsiline devam olunacağı ifade edilmiştir.

Buna göre matrah artırımının getirdiği inceleme riskinden ve ilave tarhiyattan korunmak için artırıma ilişkin beyanda bulunmanız yeterlidir. Ancak süresinde ödemediğiniz vergi tutarları gecikme zammının iki katı oranında uygulanacak bir zamla takip edilecektir.

soru 14:

Zarar beyan etmiş olduğumuz 2007 yılına ilişkin olarak kurumlar vergisi matrahımızı artırmak istiyoruz. Söz konusu yılda zarar beyan etmiş olduğumuz halde 2009 yılında yapılan bir vergi incelemesi sonucunda kurumlar vergisi matrahımızın 2.000.000,00 TL olması gerektiği yönünde rapor düzenlendi. Bu rapora göre yapılan tarhiyata ilişkin olarak açtığımız dava halen devam etmektedir. Matrah artırırken söz konusu vergi inceleme raporunu dikkate almamız gerekir mi?

cevap 14:

6111 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinin (13) numaralı fıkrası uyarınca matrah artırımında bulunulan vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihe kadar yapılıp kesinleşen tarhiyatlar ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınır.

Vergi mahkemesinde dava konusu edilmiş ve halen davası devam eden bir vergi tarhiyatının kesinleştiğinden söz edilemeyeceğine göre matrah artırımı sırasında hakkınızda düzenlenmiş olan vergi inceleme raporlarını dikkate almanız gerekmemektedir.

Buna göre 2007 yılı kurumlar vergisi matrahınızı artırırken 2.000.000,00 TL üzerinden söz konusu yıl için tespit edilen % 25 oranını esas alarak (2.000.000,00 x %25 =) 500.000,00 TL’yi beyan etmeniz aranmayacak ve 2007 yılında zarar beyan etmiş bir mükellef olarak belirlenmiş asgari matrah olan 20.650,00 TL’yi beyan etmeniz yeterli olacaktır.

Yukarıda açıklandığı şekilde beyanda bulunmanızın 6111 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce tarh edilmiş vergilerin tutarını etkilemeyeceği sizi sadece beyandan sonraki tarihler için koruyacağı tabiidir.

soru 15:

2009 hesap dönemine ilişkin olarak hakkımızda başlanan vergi incelemesi devam etmektedir. 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak kurumlar vergisi matrahımızı artırırsak bulunacak matrah farkından beyan ettiğimiz artırım tutarı mahsup edilebilecek midir? Katma değer vergisi açısından durum nedir?

cevap 15:

6111 sayılı Kanunun 6’ncı maddesine göre kurumlar vergisi matrahınızı artırdığınızda nezdinizde yürütülen incelemenin Kanunun yürürlüğe girdiği ayı izleyen ayın (Mart 2011) başından itibaren bir ay içinde sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu sürede bitirilemeyen incelemeye devam edilemeyecektir.

İnceleme yukarıda belirtilen bir aylık sürede tamamlanırsa (tamamlanmadan kasıt, vergi inceleme raporlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilmesidir) bulunan kurumlar vergisi matrah farkından öncelikle artırdığınız tutar düşülecek ve varsa artan kısım için tarhiyat yapılacaktır.

Katma değer vergisi açısından idarenin yapacağı açıklamanın beklenmesi gerekmektedir. 6111 sayılı Kanun ile benzer hükümler içeren 4811 sayılı Kanuna ilişkin açıklamaların yer aldığı “Vergi Barışı Kanunu İç Genelgesi Seri No: 2003/1” ile katma değer vergisi yönünden artırılan matrahların vergi incelemesi sonucu tarhı istenen vergilerden mahsubu aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. Yapılacak yeni düzenlemenin de söz konusu hükümlerle paralellik taşıyacağını düşünmekteyiz.

“Katma değer vergisi artırımı kapsamına giren dönemler için başlatılmış ve henüz sonuçlandırılmamış incelemelerin bulunması artırıma engel değildir. 31/03/2003 tarihine kadar sonuçlandırılması gereken bu incelemelere dayalı tarhiyatlarda, rapora göre tarhedilmesi gereken vergiden, artırım nedeniyle ödenecek tutarlar düşülerek işlem yapılacaktır.

Buna göre:

-İnceleme, artırım talebinde bulunulan yılın bütün dönemlerini kapsıyorsa, rapora göre tarhedilmesi gereken vergiden, 4811 sayılı Kanunun artırıma ilişkin hükümleri gereğince yılın tamamı için hesaplanan vergi tutarı (bu Kanuna göre tahakkuk eden vergi) düşülecektir.

-İnceleme, artırımda bulunulan yılın bazı dönemlerini kapsıyorsa, artırım nedeniyle hesaplanan yıllık tutar 12'ye bölünerek aylık ortalama bulunacak, bu ortalamanın raporun kapsadığı dönem sayısı ile çarpılması sonunda, bulunan tutar, rapora göre tarhedilmesi gereken vergiden düşülecektir.”

soru 16:

Bir adi şirketin ortağıyım. 6111 sayılı Kanunun matrah artırımına ilişkin hükümlerden ne şekilde yararlanabilirim?

cevap 16:

6111 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinde gelir ve kurumlar vergisi matrah artırımları düzenlenmiştir. Bir adi şirketin ortağı durumundaki gerçek kişiler şirket kazancından paylarına düşen kısmı gelir vergisi beyannamesi ile beyan etmek durumundadırlar. Buna göre, gelir vergisi mükellefleri için belirlenen esaslara göre matrah artırımı hükümlerinden yararlanmanız mümkündür.

soru 17:

5811 sayılı Kanun kapsamında beyan ettiğimiz 10.000.000,00 TL üzerinden % 2 oranında hesaplanan 200.000,00 TL vergiyi süresinde ödemedik. 2006 hesap dönemine ilişkin olarak 2010 yılında yapılan bir vergi incelemesinde bulunan 3.000.000,00 TL matrah farkından bu gerekçeyle beyan ettiğimiz tutar düşülmeden tarhiyat yapıldı. 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanırsak bu tarhiyatın terkini mümkün olacak mıdır? Beyan ettiğimiz 10.000.000,00 TL 2006 ve 2007 yılları için olası vergi incelemelerinde tespit edilebilecek matrah farklarından mahsup edilebilecek midir?

cevap 17:

6111 sayılı Kanunun geçici 3’üncü maddesi ile 5811 sayılı Kanun kapsamında varlık beyan eden ancak söz konusu Kanunun sağladığı avantajlardan yararlanmak için gerekli bazı şartları sağlayamayan mükelleflere ek süreler tanınmıştır. Buna göre, beyan ettikleri varlıklara ilişkin olarak ödemeleri gereken vergiyi süresinde ödememiş olan mükelleflerin 6111 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi izleyen ikinci ayın (Nisan 2011) sonuna kadar bu vergiyi ödemeleri kaydıyla 5811 sayılı Kanunun hükümlerinden yararlanmaları mümkündür. Ancak bu düzenleme 6111 sayılı Kanunun yayımlanmasından önce gerçekleştirilmiş tarhiyatları etkilemeyecektir.

Buna göre, süresinde ödememiş olduğunuz 200.000,00 TL vergiyi 2011 yılı Nisan ayı sonuna kadar ödemeniz durumunda 2006 ve 2007 yıllarına ilişkin olarak izleyen yıllarda yapılacak olası vergi incelemelerinde bulunacak matrah farkından beyan ettiğiniz 10.000.000,00 TL’nin mahsubu mümkün olacaktır. Ancak Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılan tarhiyatın söz konusu verginin ödenmesi dolayısıyla düzeltilmesi söz konusu değildir. 3.000.000,00 TL matrah farkı üzerinden tarh edilen vergiye ilişkin olarak 6111 sayılı Kanunun yeniden yapılandırma hükümlerinden yararlanabileceğiniz ise tabiidir.

soru 18:

5811 sayılı Kanun kapsamında yurt içi kaynaklı 5.000.000,00 TL’yi 30.08.2009 tarihinde beyan ettik ve bu beyana ilişkin olarak ödememiz gereken vergiyi süresinde ödedik. Ancak söz konusu tutarı 22.12.2009 tarihinde banka hesabımıza yatırabildik. 2010 yılında 2007 yılına ilişkin olarak yapılan vergi incelemesinde tespit edilen 2.000.000,00 TL kurumlar vergisi matrah farkından beyan ettiğimiz tutarı süresinde banka hesabına yatırmamış olmamız gerekçesiyle herhangi bir mahsup yapılmadan tarhiyat istendi. 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanırsak bu tarhiyatın terkini mümkün olacak mıdır?

cevap 18:

6111 sayılı Kanunun geçici 3’üncü maddesi üçüncü fıkrası (b) bendi ile, yurt içindeki varlıklarını beyan eden ancak, taşınmazlar dışındaki varlıklarını banka veya aracı kurumlarda açılacak hesaplara yatırma şartını sağlamayan mükellefler için bir düzenleme yapılmıştır. Buna göre söz konusu mükellefler sermaye artırımının gerçekleştirilmesi gereken tarihe kadar yani beyan tarihinden itibaren altı ay içinde beyan edilen taşınmaz dışındaki varlıkları banka veya aracı kurumlarda açılacak hesaplara yatırmak suretiyle ilgili varlıkların tevsik şartını sonradan gerçekleştirmişlerse 5811 sayılı Kanunun getirdiği mahsup imkanından yararlanabileceklerdir.

Bu durumdaki mükellefler adına yapılan tarhiyatların, 5811 sayılı Kanunda yer alan diğer şartları da taşımaları kaydıyla, bildirim veya beyan edilen tutarlar dikkate alınmak suretiyle, mükelleflerin 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen dördüncü ayın (Haziran 2011) sonuna kadar başvuruda bulunması üzerine 213 sayılı Kanunun düzeltme hükümlerine göre düzeltileceği; tahakkuk eden vergilerin, bu alacaklarla ilgili olarak açılmış bulunan tüm davalardan vazgeçilmesi şartıyla terkin edileceği, varsa tahsil edilen tutarların red ve iade olunacağı 6111 sayılı Kanunun geçici 3’üncü maddesi dördüncü fıkrasında açıklanmıştır.

Buna göre, beyan tarihini izleyen altı ay içerisinde varlıkların tevsik şartını yerine getirmiş olduğunuzdan, 2011 yılı Haziran ayı sonuna kadar başvuruda bulunmanız durumunda beyan ettiğiniz 5.000.000,00 TL’nin vergi incelemesi sonucu bulunan matrah farkından mahsup edilmesi mümkündür. 2007 yılına ilişkin olarak yapılan vergi incelemesinde tespit edilen 2.000.000,00 TL kurumlar vergisi matrah farkı üzerinden tarh edilen vergi terkin edilecek, ödeme yaptıysanız iade hakkınız doğacaktır.

Yapılan söz konusu vergi incelemesi sonucu bulunan matrah farkından mahsup yapıldıktan sonra kalan (5.000.000,00 - 2.000.000,00 =) 3.000.000,00 TL’nin de izleyen yıllarda 2006 ve 2007 yıllarına ilişkin olarak yapılacak olası vergi incelemelerinde bulunacak matrah farklarından mahsubu mümkün olacaktır.

Yukarıda açıklanan hükümlerden yararlanmak için yapacağınız başvuru dolayısıyla herhangi bir vergi ödeme yükümlülüğünüz de bulunmamaktadır.

soru 19:

Motorlu taşıtlar vergisi borcumu 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak taksitlendirdiğim takdirde araç muayenesi sırasında vergi borcum olması nedeniyle bir sorunla karşılaşır mıyım?

cevap 19:

Bilindiği üzere, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13’üncü maddesinin (d) fıkrası hükmü gereğince taşıtlara ilişkin fenni muayene yapma yetkisi verilen gerçek ve tüzel kişiler fenni muayeneleri yapmadan önce motorlu taşıtlar vergisinin ödenip ödenmediğini kontrol etmek zorundadırlar. Motorlu taşıtlar vergisi borcu olan taşıtların fenni muayenesinin yapılamayacağı yine aynı maddede düzenlenmiştir.

Ancak 6111 sayılı Kanunun 2’nci maddesi dördüncü fıkrasında yeniden yapılandırılan motorlu taşıtlar vergisi borçları için özel bir hüküm getirilmiştir. Buna göre; yeniden yapılandırılan motorlu taşıtlar vergisinin ait olduğu taşıtlar için 6111 sayılı Kanun hükümlerinin ihlal edilmemesi şartıyla Kanunda belirtilen ödeme süresi sonuna kadar Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13’üncü maddesinin (d) fıkrası hükmü uygulanmaz.

Yukarıda yer alan açıklamalardan anlaşılacağı üzere 6111 sayılı Kanun hükümlerini (örneğin taksitlerin ödenmesi) ihlal etmediğiniz sürece yeniden yapılandırdığınız motorlu taşıtlar vergisi dolayısıyla aracınızın muayenesinde sorunla karşılaşmanız söz konusu değildir.

soru 20:

2004 yılından beri faaliyet gösteren bir anonim şirketin ortağıyım, söz konusu şirketin kurumlar vergisi matrahını artırmak istiyoruz. Kanunda belirtilen 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarının tamamı için matrah artırımında bulunmamız zorunlu mudur? Örneğin yüksek tutarda matrah beyan ettiğimiz 2007 yılı için matrah artırımına gitmezsek bu yıldan önceki ve sonraki yıllar için matrah artırımı imkanımız var mıdır?

cevap 20:

6111 sayılı Kanunun matrah artırımına ilişkin hükümleri yıllar itibariyle düzenlenmiştir ve her yıla ilişkin artırım kararı ayrı ayrı verilebilmektedir. Dolayısıyla herhangi bir yıl için artırımda bulunmamanız diğer yıllara ilişkin artırım imkanından yararlanmanıza engel değildir.

Katma değer vergisi gibi aylık vergilendirme dönemine tabi vergilerde de vergi artırım hükümlerinden yıllar itibariyle yararlanılabilecektir. Buna göre, bir yılın sadece belli dönemleri için artırımda bulunulması mümkün olmayıp artırıma ilişkin beyanda yılın tamamı dikkate alınmalıdır. Bu durumda da yıllar itibariyle artırımda bulunma tercihinin birbirinden bağımsız olarak kullanılabileceği tabiidir.

soru 21:

2009 yılı içinde bir arsanın satışından elde ettiğim vergiye tabi değer artış kazancı olan 300.000,00 TL’nin tamamını beyan ettim. Ancak 2009 yılında konut olarak kiraya verdiğim 8 adet gayrimenkulden elde ettiğim 100.000,00 TL’yi gelir vergisi beyannamemde 20.000,00 TL olarak beyan ettim ve toplamda 320.000,00 TL matrah üzerinden hesaplanan gelir vergisini ödedim. Bu durumda 6111 sayılı Kanun hükmünden yararlanarak sadece gayrimenkul sermaye iratlarına ilişkin artırımda bulunabilir miyim?

cevap 21:

6111 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinde gelir vergisine ilişkin matrah artırımı hükümleri düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemede gelir vergisi beyanları bir bütün olarak dikkate alınmış, kazanç türleri itibariyle matrah artırımında bulunma imkanı sağlanmamıştır.

Buna göre, 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak matrah artırımında bulunmak istediğiniz takdirde beyan etmiş olduğunuz matrahı 2009 yılı için belirlenen % 15 oranında artırarak (320.000,00 x % 15 =) 48.000,00 TL matrah beyan etmeniz gerekmektedir.

soru 22:

Yurtdışında mukim diğer grup firmalarımızla uyumlu olması adına Kurumlar Vergisi için özel hesap dönemi kullanmaktayız. 01.02-31.01 yıllık dönemi bizim hesap dönemimizdir. Buna göre 6111 sayılı kanundan Kurumlar vergisi açısından 01.02.2010- 31.01.2011 özel hesap dönemimiz için yararlanabilir miyiz?

cevap 22:

6111 sayılı kanun md.1 de açıklandığı üzere; kanun kapsamına 2009 takvim yılı ve önceki yıllara ilişkin vergilendirme dönemleri girmekte, 2010 takvim yılı vergilendirme dönemi ise kanun kapsamına girmemektedir. Özel hesap dönemine tabi olan mükellefler bakımından, özel hesap döneminin kapandığı tarih ve beyanname verme süresinin son günü 31.12.2010 tarihi ve bu tarihten önce olanlar kanun kapsamına girmekte, bu tarihten sonra olanlar ise kanun kapsamına girmemektedir.

Buna göre sizin Kurumlar Vergisi açısından en son yararlanabilecek hesap döneminiz 01.02.2009- 31.01.2010 hesap dönemidir. Çünkü 31.12.2010 tarihi itibariyle 01.02.2010-31.02.2011 özel hesap döneminiz daha kapanmamış ve pek tabiî ki beyanname verme süreniz geçmemiştir.

soru 23:

Temmuz/2010 dönemine ait KDV beyannamemizi zamanında vermekle birlikte bu döneme ilişkin tahakkuk eden 450.000-TL KDV borcumuzu yaşadığımız finansal sıkıntılardan ötürü ödeyemedik. 6111 sayılı kanun hükmünden bu dönemden kalan borcumuz için yararlanabilir miyiz ve kanunun bize sağlayacağı avantajlar ne olabilir?

Cevap 23:

Borcunuzu 6111 sayılı kanun hükmüne göre yapılandırabilirsiniz. 6111 sayılı Kanunun 2’nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, Kanunun yürürlüğe girdiği tarih (bu tarih dahil) itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da henüz ödeme süresi geçmemiş bulunan borçların nasıl yapılandırılacağı anlatılmaktadır. Buna göre ödenmemiş vergi aslı borcunuz ve bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine, TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla vergilere bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları ve asla bağlı olarak kesilen vergi cezaları/idari para cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının tahsilinden idare vazgeçmektedir.

Buna göre sizin 450.000-TL vergi borcunuza ilişkin gecikme faizi sıfırlancak fakat bu tutarın yerine ÜFE/TEFE’ye göre hesaplanan tutarın ödenmesi gerekecektir. Bu da sizi büyük bir faiz yükünden kurtarmaktadır. Ayrıca 6111 sayılı kanun 18’inci maddesi ile de 2 aylık dönemler halinde 18 taksite kadar yapılandırılan borcunuzu taksitle ödeme imkanı getirilmektedir.

Soru 24:

Nisan 2010 tarihinde ödememiz gereken 500.000-TL Gelir (Gelir Stopaj) Vergisini süresinde ödeyemedik ve 25.08.2010 tarihinde vergi dairesine başvurarak borcumuzu ödemek istediğimizi bildirdik. Bunun üzerine Vergi dairesi, 500.000-TL vergi aslı ile 29.250-TL gecikme zammı olmak üzere toplam 529.250-TL borcumuz olduğunu tespit etti. Biz de 250.000-TL ödemede bulunduk fakat başka herhangi bir ödemede bulunamadık, 6111 sayılı kanun hükümlerinden yararlanabilir miyiz?

Cevap 24:

6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmüne göre aslı kısmen ödenmiş borçlar da yapılandırabilecektir.

Buna göre; 6111 sayılı kanuna göre asılları kısmen ödenmiş olan vergilerin ödenmemiş kısmına,

- vade tarihinden Kanunun yayımlandığı tarihe kadar hesaplanacak gecikme zammı yerine,

- daha önce hesaplanmış gecikme faizi olması halinde, gecikme faizinin hesaplandığı süre dikkate alınarak gecikme faizi yerine,

TEFE/ÜFE aylık değişim oranı esas alınarak TEFE/ÜFE tutarı hesaplanacaktır. Bu tutar, ödenmemiş vergi aslı ile toplanarak madde hükmüne göre yeniden hesaplanan borç miktarı bulunacaktır.

6111 sayılı Kanuna göre yapılandırılan borç tutarının, Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmesi halinde vergi aslına uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi aslına bağlı cezalar ile bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilecektir.

Soru 25:

Tek düzen hesap planına uymamaktan ötürü toplam 3.500-TL özel usulsüzlük cezası borcumuz bulunmaktadır. 6111 sayılı kanun hükmünden vergi aslına bağlı olmayan ceza kapsamında ki bu borcumuz için de yararlanabilir miyiz?

Cevap 25:

6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, borcun, bir vergi aslına bağlı olmaksızın kesilen ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan vergi cezalarından oluşması halinde bu cezaların % 50’sinin, Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi halinde cezaların kalan % 50’sinin tahsilinden vazgeçilmektedir.

Buna göre kanundaki şartlara uygun olarak başvurunuzun yapılması ve ödemelerin gerçekleştirilmesi durumunda borcunuzun 1.750-TL’lik (=3.500 x %50) kısmını ödemeniz gerekmemektedir.

Ayrıca, eğer kanunun yayımlandığı tarihten önce bu cezalara karşılık kısmi ödeme yapılmış ise ödenmemiş kısım için Kanundan yararlanılabilecektir.

Soru 26:

Araçlarımıza ait 2010 yılından kalma MTV borçlarımız bulunmaktadır. Araçlarımızın MTV’si ödenmediği için araç muayenelerini de yaptıramadık ve taşımacılık faaliyetinde kullandığımız bu araçlarımızı trafiğe çıkartamıyoruz. 6111 sayılı kanunda MTV ile ilgili yapılan özel düzenleme bulunmakta mıdır?

Cevap 26:

6111 sayılı Kanunun ile motorlu taşıtlar vergisi açısından da kolaylıklar sağlanmaktadır. Kanunun md.2/4 uyarınca Kanun kapsamında ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisine bağlı gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar MTV aslıyla birlikte ödenmesi durumunda gecikme zammı/faizi ödemesinin yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Ayrıca taksitlendirme hükümlerinden yararlanılması durumunda belirtilen ödeme süresi sonuna kadar 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununu md.13/d  hükmü uygulanmadan, taksit ödeme süresi sonuna kadar taşıtlarının fenni muayenelerini yaptırmalarına ve uçuşa elverişli belgelerini almalarına imkan verilmektedir.

Fakat, taşıtın satış ve devri halinde taksitlendirilen borcun tamamının ödenmesi şartının aranılacağı tabiidir.

Soru 27:

Nezdimizde yürütülen vergi incelemesi sonucunda re’sen 1.200.000-TL Kurumlar vergisi tarh edilmiş ve aynı tutar kadar vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Konunun tartışmalı olması nedeni ile uzlaşma sağlanamadı ve biz de konuyu yargıya intikal ettirerek Vergi Mahkemesine süresi içerisinde başvuruda bulunduk. 6111 sayılı kanunun yayımlandığı 25.02.2011 tarihi itibariyle de mahkeme herhangi bir karar açıklamadı. 6111 sayılı kanun hükmünden yararlanabilmemiz konusunda bir düzenleme bulunmakta mıdır?

Cevap 27:

6111 sayılı Kanun md. 3/1’in kapsamına, ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilmiş olup, Kanunun yayımlandığı tarih (bu tarih dahil) itibarıyla vergi mahkemesi nezdinde dava açılmış ya da dava açma süresi geçmemiş bulunan vergiler de girmektedir.

6111 sayılı kanuna göre, vergi aslının % 50’si (600.000-TL) ile tahakkuk ve vade tarihleri esas alınarak gecikme faizi ve gecikme zammı yerine geçmek üzere hesaplanacak olan TEFE/ÜFE tutarının ödenmesi ve açılan davalardan vazgeçilmesi şartıyla vergi aslının % 50’sinin, gecikme faizi, gecikme zammı ile vergi aslına bağlı vergi cezaları ve bu cezalara uygulanan gecikme zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçilmektedir. Bu hükümden yararlanmak için açmış olduğunuz davadan vazgeçtiğinizi idareye yazılı olarak bildirmenizde gerekmektedir.

Soru 28:

Nezdimizde yapılan vergi incelemesi sonucunda ikmalen 100.000-TL Kurumlar Vergisi tarh edilmiş ve aynı tutar kadar vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Bunun üzerine tarafımızca bu konu yargıya taşındı ve Vergi Mahkemesi 30.11.2010 tarihinde terkin kararı verdi fakat İdare karara itiraz etti. Danıştay tarafından herhangi bir karar şuan itibariyle verilmiş bulunmamaktadır. 6111 sayılı kanunda bu duruma özgü bir düzenleme bulunmakta mıdır?

Cevap 28:

6111 sayılı kanunun 3’üncü maddesinde ihtilaflı alacaklara ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Bu kanun md.3/2-a bendi kapsamında ilk tarhiyata esas alınan vergi aslının % 20’si ile bu tutara ilişkin gecikme faizi ve gecikme zammı yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi durumunda vergi aslının kalan % 80’ini, gecikme faizi, gecikme zammı ve alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamını ödemeniz gerekmemektedir.

Buna göre; 6111 sayılı kanuna kapsamında 20.000-TL vergi aslı ve bu tutara ilişkin olarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarını kanuna uygun olarak ödemeniz durumunda geriye kalan 80.000-TL vergi aslı, 100.000-TL vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi/zammını ödemekten kurtulma imkanınız bulunmaktadır. Tabiî ki açmış olduğunuz davadan vazgeçtiğinizi idareye yazılı olarak da bildirmeniz gerekmektedir.

Soru 29:

2009 yılı hesap ve işlemlerimiz Kurumlar vergisi yönünden 09.09.2010 tarihinde incelenmeye başladı ve 6111 sayılı kanunun yayım tarihi olan 25.02.2010 tarihi itibariyle hala sonuçlanmadı. Hesaplarımıza güvendiğimiz için matrah artırımı hükümlerinden de yararlanmayı düşünmüyoruz. 6111 sayılı kanunda durumumuza ilişkin bir düzenleme yer almakta mıdır? İncelemeye başlamaktan kasıt nedir?

Cevap 29:

6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanıldığı halde bu tarihe kadar tamamlanamamış vergi incelemeleri ile takdir ve tarh işlemlerinin tamamlanması sonucu hesaplanan vergi tutarı dikkate alınarak yapılandırılacak alacak tutarı tespit edilecektir. Vergi incelemesinin tamamlanmasından sonra tarh edilen verginin %50’si ile bu tutar üzerinden gecikme faizi yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarı ve Kanunun yayım tarihinden sonra (bu tarih dahil) ihbarnamenin tebliği üzerine dava açma süresinin bitim tarihine kadar hesaplanacak gecikme faizi tutarının, ilk taksit ihbarnamenin tebliğini izleyen aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde 6 eşit taksitte ödenmesi durumunda idare tarafından, vergi incelemesi sonucu tarh edilen vergilerin %50’si ve bu vergilere uygulanan gecikme faizi ve vergi aslına bağlı cezaların tamamının tahsilinden vazgeçilmektedir.

Burada önemli olan diğer bir hususta incelemenin sonuçlanma tarihinin bir önemi olmaksızın (inceleme ne zaman tamamlanırsa tamamlansın), incelemenin tamamlanmasından itibaren 30 gün içerisinde 6111 sayılı kanun kapsamında başvurunun yapılması gerekmektedir.

İncelemeye başlamadan kasıt ise Kanunun yayımlandığı tarihten önce mükellefler nezdinde;

- Vergi incelemesine başlanıldığı hususunun bir tutanağa bağlanması,

- Vergi incelemesi yapılmak üzere mükellefin yazı ile davet edilmesi,

- Kanuni defter ve belgeleri isteme yazısının tebliğ edilmiş olması,

- Matrah tesisine yönelik tutanak düzenlenmesi,

- Kanuni defter ve belgelerin incelenmek üzere vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmiş olması,

hallerini kapsamaktadır.

Ancak, 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce defter ve belgelerin vergi inceleme yetkisi olmayanlara ibrazı, vergi incelemesine başlama olarak kabul edilemez.

Soru 30:

Matrahımızın yüksek olması nedeniyle 2009 yılı kurumlar vergisine ilişkin olarak matrah artırımına gitmek yerine bu döneme ilişkin olarak pişmanlık beyanında bulunmak gibi bir düşüncemiz bulunmaktadır. 6111 sayılı kanunda pişmanlık beyanına ilişkin getirilmiş bir düzenleme bulunmakta mıdır?

Cevap 30:

6111 sayılı Kanunun 5/a-1 numaralı alt bendinde, Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak kanunun yayım tarihini takip eden ikinci ayın sonuna kadar 213 sayılı VUK’un 371 inci maddesine göre beyan edilen matrahlar üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergilerin tamamı ile hesaplanacak pişmanlık zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak TEFE/ÜFE tutarının; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla pişmanlık zammı ve vergi cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçileceği belirtilmektedir.

Madde hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin uygun bir başvuru dilekçesiyle birlikte kanun kapsamına giren dönemlere ilişkin vergi beyannamelerini kanunun yayım tarihini takip eden ikinci ayın sonu mesai saati bitimine kadar (02.05.2011) bağlı oldukları vergi dairelerine vermeleri gerekmektedir.

Pek tabii ki pişmanlıkla beyanda bulunmanız pişmanlıkla beyanda bulunduğunuz vergi türü ile ilgili yapılabilecek olan vergi incelemesine engel teşkil etmemektedir.

Soner ÜLGEN

Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanı

 
YAZIYI ARKADAŞINA GÖNDER
Adınız:
Sizin E-posta Adresiniz:
Arkadaşınızın E-posta Adresi:

bottom
© 2010 - Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Meslekte Birlik Derneği
Web Tasarım: VKC Bilişim