TÜRKÇÜLÜK GÜNÜ

Yazı Boyutu
A
TÜRKÇÜLÜK GÜNÜ

TÜRKÇÜLÜK GÜNÜ

TÜRKÇÜLÜĞÜN TARİHİ GELİŞİMİ

A) CUMHURİYET ÖNCESİ DÖNEM

Tanzimat döneminde, Türk toplumu hızlı bir batılılaşma hareketi içine girmiştir. İmparatorluk dağılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Devletin Osmanlıcılık fikriyle kurtulacağı düşüncesi hâkim olmuştur bu dönemde. Öte yandan 1856'da Islahat Fermanının Hıristiyanlara yeni haklar tanıması, Müslümanlar arasında tepkiye yol açmıştır. Böylece İmparatorluk içindeki Müslümanları gözeten "İslamcılık" düşüncesi ortaya çıkmıştır.

1904'te Yusuf Akçura'nın, Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarına karşı Türkçülüğü savunan Üç Tarz-ı Siyaset adlı etkili kitapçığı yayımlandı. Türkçüler, ilk olarak 1908'de "Türk Derneği" adında bir dernek kurdular ve 1911'de aynı adla bir dergi çıkardılar. 1911'de yine İstanbul'da kurulan Türk Yurdu Cemiyeti, kültürel çalışmaların yanı sıra Orta Asya Türklerine yönelik doğrudan doğruya siyasi görüşler de ileri sürdü. Daha sonra da en uzun süre yaşayan, Türkiye'de milliyetçiliğin gelişmesinde en etkili dernek olan "Türk Ocağı" kurulur. Ayrıca halkın düzeyine inmeyi amaçlayan bir dergi çıkarılır: Halka Doğru (1913).

Türkçülük düşüncesi, Balkan Savaşına dek, daha çok kültürel alanda etkili olmuş; edebiyatçılar ve fikir adamlarınca işlenmişti. Ancak 1912'de Balkan Savaşının yenilgiyle sonuçlanması üzerine siyasal alanda da kendini göstermiştir. Balkan yenilgisiyle imparatorluktaki Hıristiyanların milliyetlerinin farkına vararak teker teker kopmaya başlamaları Osmanlıcılık düşüncesinin yanlışlığını ortaya koydu. Öte yandan Arnavutlar ve Araplar arasındaki ayaklanmalar İslamcılığın da kurtuluş için çözüm olmadığını gösterdi. 19. yüzyılda Avrupa'ya egemen olan milliyetçilik düşüncesine koşut olarak, Ali Suavi, Ahmet Vefik Paşa, Süleyman Paşa gibi kimi aydınlar ise başka bir düşünceyi işlemeye başlamışlardır. "Türkçülük, başka bir deyişle "Milliyetçilik".

1912 ile 1930 yılları arasında Türk Ocakları, Türkiye'nin en etkili siyasi/ideolojik düşünce merkezi olarak hizmet verdi. İktidardaki İttihat ve Terakki Partisi de bu hareketi desteklemekteydi. İttihat ve Terakki hareketinin "resmi" ideologu olan Ziya Gökalp, Turancı düşüncenin başlıca sözcüsü idi. Ziya Gökalp'in yanı sıra, hikâyeci Ömer SeyfettinMehmet Emin Yurdakul, Halide Edip, Munis Tekinalp ve Fuad Köprülü'nün çeşitli eserleri 1913-1918 aralığında Turan fikrini yaydılar. Böylece milliyetçilik hareketi hızla gelişir.

B) CUMHURİYETTEN GÜNÜMÜZE TÜRKÇÜLÜK

Ziya Gökalp 1923'te Türkçülüğün Esasları adlı eserinde Turancılığı "uzak mefkûre" ilan ederek, Türkiye devletinin kuruluşunu esas alan yeni bir Türkçülük tanımı getiriyordu. Mehmet Emin Yurdakul Turana Doğru adlı şiir kitabının yeni baskısında bazı şiirlerini değiştirerek Turan sözcüğünün yerine vatan sözcüğünü getirdi. Ahmet Ağaoğlu, Halide Edip ve Yusuf Akçura, 1922 ve 1923'te çeşitli vesilelerle Turancılıktan vaz geçtiklerini deklare ettiler.

Cumhuriyet döneminde Turancılığı üstü kapalı bir biçimde de olsa savunan ilk eser, Reşit Saffet Atabinen'in 1930'da yayımlanan Türklük ve Türkçülük İzleri adlı kitabıydı. Zeki Velidi ToganBugünkü Türkistan ve Yakın Mazisi adlı eserinde, yakın gelecekte gerçekleşmesini umduğu Turan hayalini anlattı.

1930'larda yeniden güçlenen Türkçü-Turancı düşüncenin en radikal sözcüsü Hüseyin Nihal Atsız idi. Atsız 1931-1932'de Atsız Mecmuayı, 1933-1934 ve 1943-1944'te de Orhun: Aylık Türkçü Mecmua'yı yayımladı. 1939'da Bozkurt dergisini çıkaran Reha Oğuz Türkkan ile 1943'te Samsun'da Kopuz adlı Türkçü dergiyi başlatan Fethi Tevetoğlu bu dönemin diğer Turancı fikir önderleri arasında bulunuyordu. 1941-1944 yıllarında Orhan Seyfi Orhon Çınaraltı adlı Türkçü dergiyi yönetti. Bu dergide yazan emekli general Hüseyin Hüsnü Emir Erkilet, "Her Türkçü Turancıdır, her Turancı Türkçüdür" diyordu.

Nazi Almanyası'nın yenilmeye yüz tutması ve Türkiye'nin İngiltere-ABD ittifakına yaklaşmasıyla Türk basınında Turancılara yönelik sert eleştiriler boy gösterdi. İsmet İnönü, Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak'ı Ocak 1944'te emekliye sevkettikten sonra, 3 Mayıs 1944'te İstanbul ve Ankara'da Türkçü gençlerin düzenlediği Komünizmi Telin mitingleri yapıldı. 9 Mayıs 1944'te Şükrü Saraçoğlu hükümeti, aralarında Nihal AtsızZeki Velidi ToganReha Oğuz TürkkanNejdet SançarFethi Tevetoğlu ve Alparslan Türkeş'in de bulunduğu 30 kadar Türkçü-Turancı'yı tutukladı. Bir yıla yakın tutuklu kalan sanıklar, daha sonra, kendilerinin tabutluklara yerleştirilip işkence yapıldığını ileri söylediler. 29 Mart 1945'te Türkçülük davası sanıklarından onu ağır hapis cezalarına çarptırıldı. Ancak aynı yılın Ekim ayında Askerî Yargıtay mahkûmiyet kararlarını esastan bozdu. 1950'li yıllarda Demokrat Parti ve daha sonra da MareşalFevzi Çakmak'ın kurduğu Millet Partisi içinde yer alan Turancı hareket, anti-komünizm düşüncesi üzerinden görüşlerini savundu. Şubat 1969'da isim değiştirerek Milliyetçi Hareket Partisi olan Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi, eski Turancılardan birçoğunu bünyesinde topladı.

TÜRK SOYUNUN GÜCÜ VE TÜRKÇÜLÜĞÜN TARİFİ

Türkçülük, Türk milliyetçiliğinin adıdır. Kelimenin sonundaki ek, yerine göre mensupluk, sevgi, taraftarlık gösteren bir ektir. Türkçülük de Türk sevgisi ve taraftarlığı demektir. Türkçülük bir ülküdür. Ülküler, milletlerin manevi gıdasıdır. Türkçülük; milliyetçilik, geçmişte devletimizin içindeki yabancı unsurların ihaneti ve yüzyıllardır çekilen büyük sıkıntılardan kaynağını almaktadır. Türkçülük, “Her şey Türk için, Türk’e göre, Türk tarafından” fikrini savunan Türk Milliyetçiliğinin adıdır. Arap ve Batı kültürüne karşıdır. Eski Türk kültürüne dönülmesi gerektiğini savunur.Türkçülük, milli kültürün yeniden inşasını hedefler.

Türkler, Türkçülük ile güçlenecek, kurtulacak, ilerleyecek, yükselecektir. Bugün ülküler ve kahramanlar çağında yaşıyoruz. Geçmiş haklara dayanılarak davaların öne atıldığı, hesapların görüldüğü günlerdeyiz. Bu hesaplar arasında, milletlerin yalnız geçmişlerini hatırlayarak millî ülkülerine yapıştıklarını görebiliyoruz. Bugün ayakta kalabilmek için Türkçülük ülküsüne sıkı sıkıya yapışmalıyız. Her Türkçü, bulunduğu yerin görevini inançla yaparsa, Türkçülük ülküsü sağlamlaşır, Türklük güçlenir. Türkçülerin ilk işi, görevlerini, arınmış gönül ve inanmış yürek ile sapmaktır.

Türkiye’yi, tarihin özlenen o büyük Türkiye’si yapacak yola, milli şuur ile milli ruh kapısından girebilir. Türk düşmanlarının, Türkiye’yi de yıkma çabalarını ve bu niyetle yaptıkları saldırıları, ancak milli ruh ve milli şuur seddi durdurabilir.

Tarihin derinliklerinden gelen sese kulak verelim. Türkçülük, dün bir kaynaktı; bugün çaydır. Yarın coşkun bir ırmak olacak ve önünde yabancı duygu ve düşüncelerden gelen bütün engeller yıkılacaktır.

Mustafa Kemal Atatürk'ün sözüyle bitirelim: "Türkler, bir imparatorluk kurarak yayılıp genişledikçe milli bir devlet olmaktan çıktılar. Çeşitli ırkları dinleri dilleri bir araya toplaması, onun milliyetçi ruhunu öldürdü. Türkleri bütün dünyaya geri bir millet olarak tanıtan zihniyet; ne yazık ki kendi içimizi de girmiştir. Her şeyden önce millete, tarihini, asil bir köke sahip bulunduğunu, bütün dünyaya uygarlıklarının beşiği olan bir kavmin çocukları olduğunu öğretmek gerekir. Milleti taassubun pençesinden kurtarıp, O'nun milliyetçilik vasfını uyandırmalı, O'na Türkçülük imanını aşılamalıyız"

Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Meslekte Birlik Derneği

 Ahmet BABUŞCU

Dernek Başkanı


Etiketler :
80 kez okundu.

BENZER HABERLER

Benzer haber bulunamadı.

YORUM EKLE

Bu habere ait yorum bulunmuyor.
Adı Soyadı
E-posta
Mesajınız

Kalan Karakter Sayısı : 500